ARÇ Nedir? ARÇ'ta Gezinti ARÇ'a Katılın Çeviri Derneği

 Etkinlikler
 Yankılar ve Destekler
 ARÇ'ı Öğrenmeye Giriş
 Yayınlar
 Bilgi Paylaşımı
 Bağlantılar
 Bize Ulaşın
 English
17 Ağustos ve ARÇ
Sorular ve Doğan Bıyıklı'nın yanıtları:

1- 17 Ağustos 1999'daki depremin ardından neler yaptınız, ne tür çalışmalara katıldınız?

İlk gün durumun vahametini anlayamadım. 1992’den beri bir izci ve izci eğitmeni olmama ve olağan dışı durumlarda ne yapacağımı, kime nasıl yardımcı olacağımı bilmeme rağmen bölgeye gitmemin yarardan çok zarar sağlayacağını düşünmüştüm. Üçüncü gün bölgeye ulaştığımda ise aslında yanlış düşündüğümü ve daha önce gitmem gerektiğini anlayacaktım. Gölcük ve Değirmendere’de kurtarma çalışmalarına katıldım ve sahadaki  yabancı kurtarma ekiplerine çevirmenlik yaptım. İlk haftanın ardından yardım dağıtımı çalışmalarına da katıldım. Depremi müteakip iki ay boyunca Türk Psikologlar Derneği’nin İstanbul şubesinde sahaya gidecek gönüllü psikologların saha ve merkez koordinasyonunda çalıştım.

 
2- Depremin ardından yapılan müdahalede genel olarak en çok dikkatinizi çeken neydi?

Organizasyonsuzluk. İlk günlerde dikkatimi çeken ve beni çok rahatsız eden şey organizasyonsuzluktu. Ancak yıllar sonra farkedecektim ki afet planlamasının o günlerde neredeyse hiç yapılmadığı ülkemizde böylesi devasa bir krizin bu şekilde koordine edilmesi ve ilk günlerdeki çalışmalarda gösterilen o insanüstü çabalarla aslında Türk insanı çok başarılı çalışmalara imza atmıştı. O günlerde insanların Bodrum’da sanki hiçbir şey olmamışçasına dans edip oynamaları gibi olaylar ilginç ve rahatsız edici gelmişti, ancak yıllar sonra da aslında diğer ülkelerdeki insanlarının da tepki (ve tepkisizliğin) çok da farklı olmadığını 2004 Asya Tsunami’sini görünce anlayacaktım.

 
3- Çeşitli yerel yetkililerin ve yabancı grupların çevirmenlere karşı tavrı nasıldı?

Genelde herkes iyi davranıyor ve yardımcı olunuyordu. Örneğin 1999 Düzce depremi sonrası seyyar hastaneye çevirmenlik yapmaya gittiğimde otobüs firması çevirmen olduğumu öğrenince benden ücret almamıştı. Ben herhangi olumsuz bir olayla karşılaşmadım.

 
4- Çevirmenlerin ya da yabancı dil bilen insanların böyle bir iletişim ortamında ne gibi eksiklikleri olduğunu düşündünüz?

Bence en önemli eksiklik terminolojiye hakim olmamaktı. Yıllarca önemli yerlerde kritik çevirileri başarıyla yapmış insanlar bile kolon, kiriş, mutfak tüpü gibi gayet basit ve hayatımızın içinde olan kelimelerin yabancı dildeki karşılıklarını bilmiyorlardı. Gerçekten de tıp, huku