ARÇ Nedir? ARÇ'ta Gezinti ARÇ'a Katılın Çeviri Derneği

 Etkinlikler
 Yankılar ve Destekler
 ARÇ'ı Öğrenmeye Giriş
 Yayınlar
 Bilgi Paylaşımı
 Bağlantılar
 Bize Ulaşın
 English
17 Ağustos ve ARÇ
Sorular ve Erkan Altınsoy'un yanıtları:

1- 17 Ağustos 1999'daki depremin ardından neler yaptınız, ne tür çalışmalara katıldınız?

İlk gün ben de herkes gibi olayın boyutlarını kavrayamadım. İkinci günden itibaren, önce profesyonel, sonra da gönüllü olarak Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri Federasyonu (IFRC) için çevirmenlik (ve şoförlük) yaptım. İki haftaya yakın bir süre boyunca IFRC'nin bilgi toplama ve sağlık temsilcileriyle birlikte depremden zarar gören bölgeleri ziyaret ettim.

 
2- Depremin ardından yapılan müdahalede genel olarak en çok dikkatinizi çeken neydi?

Yabancı ekipler son derece bilinçli ve soğukkanlı bir şekilde hareket ediyordu. Daha önce birçok kez böyle durumlarla karşılaştıkları için her şeyi planlı bir şekilde yapıyorlardı. Zaten işleri afet durumlarına müdahale etmek. Bu anlamda doğal gelebilir ama bizin için yeni bir şeydi ve Türkiye'nin kendi içindeki afet müdahalesiyle büyük bir tezat oluşturuyordu. 17 Ağustos depremi çok büyük bir afet olduğu için özellikle ilk günlerde resmi anlamda genel olarak ve her bölgenin kendi içindeki koordinasyonda sorunlar yaşandı. Altyapı ve hazırlık eksikliğimizi iyi niyetle ve özveriyle kapatmaya çalıştık. İnsanlarımız ne kadar yardımsever olduklarını gösterdiler. Aslında büyük bir potansiyelimiz olduğu ama bunu iyi kullanamadığımız ortaya çıktı.

 
3- Çeşitli yerel yetkililerin ve yabancı grupların çevirmenlere karşı tavrı nasıldı?

Yerel yetkililere kendimizi yani, çevirmen olduğumuzu anlatmak bazen biraz zaman aldı. İşin içine alışık olmadıkları bir katman eklenmiş oluyor. Ama, genel olarak iletişimlerine yardımcı olduğumuz için memnundular. Yabancı ekiplerse zaten dünyanın çeşitli ülkelerinde çevirmenlerle çalışmaya alışıklar. Bu anlamda, çevirmeni kendi işlerini yapmak açısından iyi kullandıklarını düşünüyorum.

 
4- Çevirmenlerin ya da yabancı dil bilen insanların böyle bir iletişim ortamında ne gibi eksiklikleri olduğunu düşündünüz?

Terminoloji eksikliği hemen hissediliyor tabii. Çeviri ortamında afetle ilgili birçok terim kullanılıyor. Daha önce bu konularla ilgilenmemiş biri için zorluklar çıkıyor. Konuyu ve kavramları bilmediğiniz zaman çevirinin kalitesi ya da hızı düşüyor, iki tarafın birbirini tam olarak anlaması zorlaşıyor. Fiziksel olarak dayanıklılık da önemli. Bütün gün dolaşıp üzerine yorgun argın çeviri yapmak gerekebiliyor. Psikolojik olarak güçlü olmak da önemli. Bu anlamda iki farklı etki görülüyor. Birincisi, yaşanan dram karşısında üzüntü. İkincisiyse, dünyada geri kalan her şeyin boş gelmesi ve orada bulunup yardımcı olabildiğiniz için kendinizi mutlu hissetmeniz. Tabii, bu dönem boyunca yaşadıklarınızın etkisi, daha sonra normal hayatınıza döndüğünüzde de bir süre sarhoş gibi yaşamanıza neden olabiliyor. Ama bütün bunlar normal, insani şeyler. ARÇ'ların eğitiminde bu konulara da değiniyoruz.

 
5- ARÇ gibi bir organizasyon olsaydı neler değişebilirdi?

Daha birinci günden ve yabancı ekipler Türkiye'ye ayak bastığı andan itibaren organize bir şekilde çeviri hizmetleri yürütülebilirdi. 17 Ağustos'tan sonra gönüllü çevirmenlerin organizasyonu daha sonradan başlatıldı. Önce bir kaç gün geçti ve ihtiyaç olduğu anlaşıldı. Ardından yabancı dil bilenlere çağrıda bulunuldu. Vakit kaybedilmiş oldu. Hem organizasyon hem de çevirmenlerin nitelikleri bakımından önemli eksikliler vardı. Çeviri hizmetleri idareten yürütülüyordu. ARÇ olsaydı, hem nitelik olarak hem de kapsam olarak daha iyi bir çeviri hizmeti sunulabilirdi.

 
6- ARÇ şu anda böyle bir afete hangi düzeyde hazır?

Böyle bir durum karşısında çabuk bir şekilde harekete geçebileceğimizi düşünüyorum. 17 Ağustos depremi tam bir en kötü durum senaryosu gibiydi. Fazla hazırlık yoktu. Büyük bir afet durumunda, yabancı kurtarma ekipleri Türkiye'ye en erken 5-6 saat sonra gelebiliyor. Ama bu kadar erken gelebilen sadece bir kaç ekip. Diğerleriyse, 10 saat sonradan itibaren başlayarak kalabalık bir şekilde geliyorlar. ARÇ olarak, üyelerimizin şu anki coğrafi yayılışı nedeniyle, bir afetten sonra üç büyük şehir ve civarına (havalimanlarına) çabuk bir şekilde ulaşabiliriz. Daha uzak yerlere ulaşmamız biraz daha uzun zaman alabilir ama bu durumda kısmen resmi olanaklardan yararlanarak yine de afet bölgesine zamanında ulaşıp yabancı ekipleri karşılayabileceğimizi düşünüyorum. Bu anlamda hazırız. Zaten depremin yerini ve saatini bilmedikçe hiçbir zaman tam olarak hazır olunamaz.

 

 Ana Sayfa

 

<