| Sorular ve Turgay Kurultay'ın
yanıtları: |
|
 |
|
1- 17 Ağustos 1999'daki depremin ardından
neler yaptınız, ne tür çalışmalara katıldınız? |
|
Benim deprem çalışmalarına ilgim üç koldan
gelişti. Birincisi Afette Rehber Çevirmenlik (ARÇ)
çalışmaları, ikincisi oturduğum mahallede “mahalle afet
yönetimi” çalışmaları, üçüncüsü de akademik bir ilgi alanı
olarak bilimsel bilginin topluma aktarılması. Afet
müdahalesine dönük olan ilk iki konuyla ilgili olarak
çeşitli eğitimler aldım ve çok sayıda etkinlikte yer aldım.
Son dönemlerde genelde ayırdığım zaman azalmış olsa da, afet
hazırlığı çalışmaları yoğun bir ilgi alanım olarak
süreklilik kazandı. |
| |
|
2- Depremin ardından yapılan müdahalede genel
olarak en çok dikkatinizi çeken neydi? |
|
İyi niyet ve güçlü bir angajman vardı, ama
yeterince işbölümünün olmamasından dolayı müdahale
verimsizdi. Bu aynı zamanda koordinasyonsuzluk olarak da
yansıyor; farklı müdahale grupları ararsında gereksiz
rekabet doğarken bir taraftan da belli müdahalelere
girişilmemiş oluyor. Sözgelimi enkaz güvenliğinin zamanında
alınmamış olması halkın afet çalışanlarının işini
zorlaştırmasına yol açıyor ve halkın müdahalelere entegre
biçimde katılması pek sağlanamıyor. |
| |
|
3- Çeşitli yerel yetkililerin ve yabancı
grupların çevirmenlere karşı tavrı nasıldı? |
|
Bu konuda benim kişisel deneyimim yok, ama
anlatılanlardan ve ARÇ çalışmalarından bildiğim kadarıyla
burada da iyi niyet önde. Ama çevirmenden ne
beklenebileceği, çevirmenin nerelerde inisiyatif alabileceği
konusunda bariz eksiklikler yaşanmış görünüyor. |
| |
|
4- Çevirmenlerin ya da yabancı dil bilen
insanların böyle bir iletişim ortamında ne gibi eksiklikleri
olduğunu düşündünüz? |
|
Afet koşullarına her şeyden önce psikolojik
olarak hazırlık gerekiyor. Bu koşullarda çevirmenlik yoğun
bir hareketlilik ve olaya dahil olmayı gerektiriyor. Bunun
için de dil bilgisinin yeterli olmadığını, duruma uyumun ve
o koşullarda iletişimin sağlıklı yürümesinin önemi var; salt
yabancı dil bilgisine bakılması, konu bilgisinin de eksik
olabileceği anlamına geliyor. Konu bilgisi deyince burada
çok farklı alanlardan bilgi söz konusu. Bir çevirmen tüm bu
alanlarda eksiksiz bilgili olamaz ama en temel noktalarda
bile bilgi eksiği olabiliyor, salt dil bilen kişiden söz
ettiğimizde. ARÇ üyelerinin en azından bir üst bakışı
olmasına çalışıyoruz. |
| |
|
5- ARÇ gibi bir organizasyon olsaydı neler
değişebilirdi? |
|
Belli kişiler psikolojik ve altyapı bilgisi
olarak kendilerini doğrudan sorumlu hissederek çağrı
beklemeden harekete geçerler ve nerede kiminle
buluşabileceklerini, müdahale sürecinin neresinde yer
alabileceklerini bilirlerdi. Bu da zaman kaybını azaltmaya,
belli yerlerde uygun nitelikte belli kişilerin görev
almasına yarayabilir ve genel olarak çeviri hizmetlerinde
daha aktif bir çalışma sergilenebilirdi. ARÇ’ın bir avantajı
da çevirmenlerin tek başlarına olmadıklarını bilmeleri,
kendilerinde yetersizlik hissettikleri durumda yardımlaşma
olanağına güvenmeleri. Bu aynı zamanda psikolojik olarak
rahatlatıcı bir şey ve kişinin harekete geçmesi için önemli
bir motivasyon nedeni. Bu söylediklerim asgari koşullar. ARÇ
bunun ötesinde de müdahaleyi organize biçimde yapmayı,
farklı yerlere uygun nitelikli kişileri yönlendirmeyi ve
müdahale süreci içinde çevirmen grubu içinde bir iletişimi
başarabilirse, çok daha ileri düzeyde bir çeviri ve
rehberlik hizmeti sağlanır. |
| |
|
6- ARÇ şu anda böyle bir afete hangi düzeyde
hazır? |
|
Önemli, bir insan kaynağını bu alana
yöneltmek başlı başına bir kazanç. Ayrıca organizasyon
yapısı olarak da hazırlığı var ARÇ’ın. ARÇ, 17 Ağustos
boyutlarındaki bir afet durumunda çeviri ihtiyacının tümünü,
anında karşılayamayacaktır. Ama ARÇ’la bağlantılı olarak
belki yüzden fazla kişi hemen hareketlenecektir. Ayrıca afet
koşullarında ARÇ dışından gelecek gönüllü desteğini de
entegre edecek yapıdadır. ARÇ’ın organizasyon ağı da
koordinasyonu kolaylaştıracaktır. Teknik iletişim konusunda
da çok ileri düzeyde olmamakla birlikte belli bir altyapımız
var. Bu ölçüler içinde ARÇ göreve hazırdır. |
|
|
|
|