Nitelikli çeviri özlemi ve “Çeviri Derneği”
Hasan Anamur
Virgül'ün Eylül 2002 sayısında Tuncay Birkan'ın “Kötü Çevirinin Asıl Sorumlusu Kötü Yayıncılıktır” ve Işık Ergüden'in “Çevirmen Sömürüsü ve Yayımcılık” başlıklı yazılarında ülkemizde, özellikle yazınsal ve kuramsal yapıtların çevirilerinde yaygın olarak karşılaşılan ciddi sorunlara değiniliyordu. Gerçekten de yayınevlerinin, genelde en önemli eserleri bile, değişik nedenlerle, daha çok da parasal açıdan aşırı tutumlulukları yüzünden, çeviri öğrenimi görmüş ya da bu meslekte uzun yılların verdiği deneyimle doğrulara ulaşmış nitelikli çevirmenlere vermek yerine, temel bir yanılgıyla, biri Türkçe olmak üzere iki dil bildiğini söyleyenlere teslim ettikleri görülmektedir. Oysa, üniversitelerimizdeki çeviri bölümlerinde -umarım-hemen ilk derste, çeviride kullanılan dillerin bir piyanistin elleri gibi yalnızca birer araç oldukları anlatılmaktadır. İki eli olan herkes nasıl piyano çalamazsa, çalmaya kalktığında uyumsuz sesler çıkarırsa, iki dili olan herkes de, salt iki dili var diye çeviri yapamaz. Çeviri sağlam bir bilgi birikimine dayalı bir altyapı, tutarlı bir yöntem, engin bir deneyim ve çevrilen yazarınki kadar gelişmiş bir anlatım becerisi gerektirir. Yoksa, Schlegel'in dediği gibi çeviri olgusu, sonunda ya çevirmenin ya da çevrilen yazarın yok olduğu, ölümüne bir düelloya dönüşür. Bu arada yayınevi belki kârlı çıkar, ancak niteliksiz çevirileri iade etme hakkına sahip olmayan okur ne okuduğunu şaşırır. Batı'da, teknik çeviri ya da sözlü çeviri alanlarından birinde niteliksiz çeviri yapan biri işini kaybeder, onu çalıştıran kurum da, zarara uğrayan kişi ya da kurumca dava edilebilir; ciddi durumlarda iş, tazminat ödemeye kadar gidebilir. Bu durum henüz yazınsal çeviri için söz konusu değildir, yazar öldüğüyle kalmakta okur yazar yerine kötü bir çevirmene katlanmak zorunda kalmaktadır. Yine de arada süzgeçten kaçan kimi çeviriler olmaktadır. Ancak bu sorunlu çeviriler, beklenen tiraja ulaşamadıkları için, yayınevlerine daha pahalıya mal olmaktadırlar. Bu yayınevlerinin çeviri politikaları, işi düello mantığından çıkararak, hem yazarın hem de çevirmenin yaşamasını sağlayacak bir ortama yerleştirmektir.
Ülkemizde niteliksiz çevirilerin piyasaya egemen oluşunun temelinde, yayınevlerinin büyük bir bölümünün henüz bilinçlenme düzeyine gelememiş olmalarının yanı sıra, niteliksiz yayının yaptırım dışı oluşu ile etik değerlerin göz ardı edilmesi de temel bir etkendir. Yayınevlerini bu bilinçlenme aşamasına getirmede nesnel çeviri eleştirileri önemli bir görev üstlenebilir. Ancak bugün için bunların sayısı gerçekten yetersizdir; nitelikli ve nesnel çeviri eleştirileriyse bu alanda daha bir kurumsallaşma aşamasına gelinemediği için gereğince etkin olamamaktadır .Bu kurumsallaşma, çeviri alanında istenen düzeye ulaşılmasını sağlayacak nitelikli bir dernek sayesinde olabilir. Birkan yazısını tamamladıktan sonra bir “Çevirmenler Derneği”nin varlığını öğrendiğini, ancak bu derneğin çeviri bürolarıyla ilgili olduğunu yazmaktadır. Gerçekten de tam adı “Türkiye Çevirmenler Derneği” olan bu kuruluş tecimsel amaçlıdır ve yalnız çeviri bürolarıyla ilintilidir. Ancak ülkemizde bir de Kasım 1999'da kurulmuş bir “Çeviri Derneği” var. Aralarında uzmanlaşmış çevirmenler, üniversite öğretim üyeleri ve çeviri bölümü mezunlarının katılımıyla kurulmuş olan derneğimizin yazınsal çeviri alanında çalışanlara varlığını duyuramamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu tanıtım eksikliği, doğal olarak, dernek yönetiminin, en başta da, yönetim kurulu başkanı olarak benim suçumdur. Bu kopukluğu en kısa sürede gidermeye çalışacağız. Buna, Çeviri Derneği'nin amaçlarını belirleyen tüzüğün 2. Maddesini vererek başlayalım:
a) Çevirinin bilimsel ve toplumsal önemini vurgulamak; kamuoyunda çeviri ve çevirmenle ilgili duyarlık ve bilinci geliştirmek;
b) çevirmenlerin hak ve yükümlülüklerini ve çevirmenlik mesleğinin uygulama koşullarını ve etik ilkelerini belirlemek ve güncelleştirmek;
c) mesleki ve ahlaki ilkelerin bütün çevirmenler tarafından benimsenmesini ve uygulanmasını sağlamak, teşvik etmek, denetlemek ve izlemek;
d) çevirmenlerin meslek eğitimine katkıda bulunmak ve gerekli ortam ve araçları sağlamak;
e) çeviri konusunda araştırma-geliştirme çalışmaları yaptırmak ve bu konuda yapılan çalışmaları desteklemek;
f) çevirmenlik mesleğini geliştirici çalışma ve projeleri özendirmek, desteklemek ve ödüllendirmek;
g) çevirmenlerin toplumsal ve ekonomik koşullarının iyileştirilmesi yönünde çalışmalar yapmak;
h) üyelerine iş, ticaret ve sözleşme hukuku konusunda tavsiyelerde bulunmak ve yol göstermek;
i) bütün çevirmenleri kapsayan bir meslek odasının kurulmasına yönelik çalışmalar yapmak;
j) gerekli yasal izinleri almak şartıyla, çevirmenlik mesleğiyle ilgili uluslararası meslek kuruluşlarıyla işbirliğine girmek ve bunlara üye olmak;
k) çevirmenlerin çıkarlarını gözetici faaliyetlerde bulunmak;
l) çevirmenlik mesleğini düzenleyen mevzuatın çıkarılmasını sağlamak amacına yönelik çalışmalar yapmak.
Çeviri Derneği'nin “etik ilkeler”i ile etkinliklerine ve dernekle ilgili gerekli bilgilere aşağıdaki internet sitesinden ulaşılabilir: www.ceviridernegi.org
Burada, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 42. Maddesine dayanılarak yine 1999'da, “Eser sahiplerinin ortak çıkarlarını korumak, haklarını izlemek, alınacak tazminat ve telif ücretlerinin tahsili ile hak sahiplerine dağıtımını sağlamak” amacıyla kurulmuş olan Bilim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliğinin (BESAM: www.besam.org.tr) çevirmen hakları konusunda gerçekleştirdiği ciddi çalışmaları da vurgulamak gerekir.
Çeviri Derneği yukarıdaki amaçları önünde çalışmalarını yürütmekte ve bilinçli çevirmenlerin derneğe katılımlarını beklemektedir.
(Virgül, Aralık 2002)
|